submarine
sub
ˈsʌb
sab
ma
rine
ri:n
rin

"submarine"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Submarine
01

denizaltı

a warship that can operate both on and under water 
submarine definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
submarines
Örnekler
The submarine submerged silently beneath the waves, evading detection from enemy radar. 

Denizaltı, düşman radarından kaçınarak sessizce dalgaların altına daldı.

02

denizaltı sandviç, submarine

a long sandwich made with a split roll and filled with meats, cheese, and various toppings such as lettuce, tomato, and condiments 
submarine definition and meaning
Örnekler
She ordered a turkey and cheese submarine for lunch. 

O, öğle yemeği için hindi ve peynirli bir submarine sipariş etti.

submarine
01

denizaltı, su altı

located, existing, or occurring beneath the surface of the sea 
submarine definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
ilişkisel
derecelendirilemez
Örnekler
The team explored a submarine cave off the coast. 

Ekip, kıyıdan uzaktaki bir denizaltı mağarasını keşfetti.

to submarine
01

torpillemek, denizaltıyla saldırmak

to launch an attack using a submarine 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
submarine
3. tekil kişi
submarines
şimdiki zaman ortacı
submarining
basit geçmiş zaman
submarined
geçmiş zaman ortacı
submarined
Örnekler
The vessel was ordered to submarine the enemy destroyer. 

Gemi, düşman destroyerini torpillemek için emir aldı.

02

bacaklarını kesmek, bacaklarından vurmak

to knock someone down by striking their legs 
Örnekler
The defender tried to submarine the running back. 

Savunma oyuncusu, koşucuyu bacaklarından vurarak yere sermeye çalıştı.

03

alttan atmak, alttan fırlatmak

to throw something with an upward, low, or sweeping motion from below the waist 
Örnekler
The pitcher submarined the ball across the plate. 

Atıcı, topu plaka boyunca denizaltı gibi fırlattı.

04

denizaltı kullanmak, denizaltı yönetmek

to operate or steer a submarine 
Örnekler
He trained for years to submarine in deep-sea missions. 

Derin deniz görevlerinde denizaltı kullanmak için yıllarca eğitim aldı.

05

dalmak, altından geçmek

to move or slide forward beneath or under something 
Örnekler
The diver submarined under the reef. 

Dalışçı, resifin altında denizaltı gibi ilerledi.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store