Ara
to sizzle
01
cızırdamak, tıslamak
to produce a hissing noise, resembling the noise made when frying food
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
sizzle
3. tekil kişi
sizzles
şimdiki zaman ortacı
sizzling
basit geçmiş zaman
sizzled
geçmiş zaman ortacı
sizzled
Örnekler
The oil in the frying pan sizzled when the chicken was added.
Tavada yağ, tavuk eklendiğinde cızırdadı.
02
cızırdamak, tıslamak
to cook or heat something intensely, producing a sharp, hissing sound
Transitive: to sizzle sth
Örnekler
The intense summer sun sizzled the pavement underfoot.
Yoğun yaz güneşi, ayakların altındaki kaldırımı cızırdattı.
03
kızgınlıkla kaynamak, öfkeden köpürmek
to feel or show intense anger or resentment
Intransitive
Örnekler
She sizzled in silence, unwilling to let her frustration show.
O, hayal kırıklığını göstermek istemeyerek sessizce kaynadı.
Sizzle
01
cızırtı, tısırtı
a sizzling noise
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
sizzles



























