Ara
to sadden
01
kederlendirmek
to make someone feel unhappy or disappointed
Transitive: to sadden sb
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
sadden
3. tekil kişi
saddens
şimdiki zaman ortacı
saddening
basit geçmiş zaman
saddened
geçmiş zaman ortacı
saddened
Örnekler
The breakup with his girlfriend saddened him for weeks.
Kız arkadaşıyla ayrılık onu haftalarca üzgün etti.
02
kederlenmek
to feel sorrowful, unhappy, or disappointed
Intransitive
Örnekler
He could not help but sadden at the sight of the abandoned house.
Terk edilmiş evi görünce üzülmekten kendini alamadı.



























