Ara
to reverberate
01
yankılanmak
to resound or echo with a deep, prolonged sound, often creating a lasting impression or effect
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
reverberate
3. tekil kişi
reverberates
şimdiki zaman ortacı
reverberating
basit geçmiş zaman
reverberated
geçmiş zaman ortacı
reverberated
Örnekler
The gunshot reverberated through the quiet neighborhood, startling residents.
Silah sesi sessiz mahallede yankılandı, sakinleri ürküttü.
02
reverberasyon fırınında işlemek, reverberasyon fırınında eritmek
treat, process, heat, melt, or refine in a reverberatory furnace
03
sekmek, yankılanmak
spring back; spring away from an impact
04
yankılanmak, yansıtmak
to throw or bend back (from a surface)
05
yankılanmak, yansımak
be reflected as heat, sound, or light or shock waves
06
yankılanmak, etkisi uzun sürmek
have a long or continuing effect
Leksikal Ağaç
reverberating
reverberation
reverberate
reverber



























