Ara
to retard
01
yavaşlatmak, geciktirmek
to make something move or operate more slowly
Transitive: to retard a movement or process
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
retard
3. tekil kişi
retards
şimdiki zaman ortacı
retarding
basit geçmiş zaman
retarded
geçmiş zaman ortacı
retarded
Örnekler
Adding friction to the machine's gears will retard its motion.
Makinenin dişlilerine sürtünme eklemek hareketini yavaşlatacaktır.
02
yavaşlamak, hızını azaltmak
to slow down or decrease speed
Intransitive
Örnekler
The car began to retard as it went uphill, struggling to maintain speed.
Araba yokuş yukarı çıkarken hızını korumakta zorlanarak yavaşlamaya başladı.
03
geciktirmek, ertelemek
to delay or push back an event, task, or decision to a later time
Transitive: to retard an event
Örnekler
They had to retard the launch date of the product because of unforeseen complications.
Öngörülemeyen komplikasyonlar nedeniyle ürünün lansman tarihini ertelemek zorunda kaldılar.
04
geciktirmek, yavaşlatmak
to experience a delay or slow progress in a process or activity
Intransitive
Örnekler
The project began to retard when key resources were unavailable.
Proje, ana kaynaklar mevcut olmadığında yavaşlamaya başladı.
Retard
01
salak, aptal
a foolish, stupid, or socially inept person
saldırgan
argo
kaba
Örnekler
You retard, you just walked into the glass door.
Gerizekalı, az önce cam kapıya yürüdün.
02
zihinsel engelli kişi, entelektüel engelli birey
a person with an intellectual disability
saldırgan
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
retards
Örnekler
He got fired for calling the special-needs kid a retard.
Özel ihtiyaçları olan çocuğa geri zekalı dediği için kovuldu.
Leksikal Ağaç
retarded
retarder
retard



























