Ara
to bandy
01
sağa sola atmak
to toss something, especially a ball, back and forth, as in a game or casual exchange
Örnekler
He bandied the ball with surprising agility.
O, topu şaşırtıcı bir çeviklikle ileri geri attı.
02
ağız dalaşı yapmak
to casually and informally discuss something
Örnekler
His name was bandied around as a possible candidate.
Onun adı olası bir aday olarak dolaşıma sokuldu.
03
yumruklaşmak, dövüşmek
to trade physical blows
Örnekler
The boxers bandy punches with relentless energy.
Boksörler, amansız bir enerjiyle yumrukları karşılıklı atarlar.
bandy
01
çarpık bacaklı, bacakları dışa doğru eğri
having legs that bow outward at the knees, causing the feet to sit closer together than the thighs
Örnekler
The old man's bandy legs gave him a distinctive stance.
Yaşlı adamın çarpık bacakları ona ayırt edici bir duruş veriyordu.
Bandy
01
bandy, buz hokeyi top ile oynanan
a team sport similar to ice hockey, played on ice with a ball instead of a puck
Örnekler
The local rink hosts bandy games every weekend.
Yerel buz pateni pisti her hafta sonu bandy maçlarına ev sahipliği yapar.



























