Ara
Prospect
01
manzara, panorama
a visual view, scene, or panorama of a particular region or landscape
Örnekler
The hikers enjoyed the prospect of snow-capped mountains.
Yürüyüşçüler, karla kaplı dağların manzarasından keyif aldı.
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
prospects
Örnekler
The company 's growth strategy enhanced its prospect of global expansion.
Şirketin büyüme stratejisi, küresel genişleme olasılığını artırdı.
03
olasılık, ihtimal
a belief, expectation, or mental image of what the future may hold
Örnekler
The team faced the prospect of a challenging season ahead.
Takım, önlerindeki zorlu bir sezonun olasılığı ile karşı karşıya kaldı.
Örnekler
He ’s a top prospect for the scholarship.
Burs için en iyi aday.
05
prognoz, görünüm
a forecast of how a disease or medical condition is likely to develop
Örnekler
New therapies can change the long-term prospect of the disease.
Yeni tedaviler, hastalığın uzun vadeli prognozunu değiştirebilir.
to prospect
01
prospeksiyon yapmak, aramak
to explore or examine an area in order to find useful or valuable substances, such as minerals or oil
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
prospect
3. tekil kişi
prospects
şimdiki zaman ortacı
prospecting
basit geçmiş zaman
prospected
geçmiş zaman ortacı
prospected
Örnekler
He prospected the desert hoping to find oil reserves.
O, petrol rezervleri bulmayı umarak çölü araştırdı.
02
araştırmak, göz atmak
to look carefully for something desirable, valuable, or advantageous
Örnekler
She prospected local neighborhoods to find a suitable location for her café.
Kafesi için uygun bir yer bulmak için yerel mahalleleri araştırdı.



























