Ara
to preoccupy
01
kafasını kurcalamak
to engage someone's mind or attention fully, especially with worries or concerns
Transitive: to preoccupy sb
Örnekler
The uncertainty about the future preoccupied her, keeping her up at night.
Gelecek hakkındaki belirsizlik onu meşgul etti, geceleri uyanık tuttu.
02
başkalarından önce ele geçirmek, önce davranmak
to take control or fill up a space before anyone else can
Transitive: to preoccupy a space
Örnekler
The group preoccupied the best spots on the beach by arriving early.
Grup, erken gelerek plajdaki en iyi noktaları işgal etti.
Leksikal Ağaç
preoccupy
occupy



























