Ara
predominant
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most predominant
karşılaştırma derecesi
more predominant
derecelendirilebilir
Örnekler
In their family, her father's opinions were predominant, shaping many decisions.
Ailelerinde, babasının görüşleri baskındı, birçok kararı şekillendiriyordu.
02
baskın, egemen
most common or widespread within a particular context or group
Örnekler
In tropical regions, mosquitoes are a predominant nuisance during the rainy season.
Tropikal bölgelerde, sivrisinekler yağışlı mevsimde baskın bir rahatsızlıktır.
Leksikal Ağaç
predominant
dominant
domin



























