Ara
to ooze
01
sızmak, yavaşça sızmak
to slowly leak or pass through small openings
Intransitive
Örnekler
Water began to ooze from the cracks in the wall after the heavy rain.
Şiddetli yağmurdan sonra duvardaki çatlaklardan su sızmaya başladı.
02
sızmak, akıtmak
to release or let out a thick, sticky liquid
Transitive: to ooze a thick liquid
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
ooze
3. tekil kişi
oozes
şimdiki zaman ortacı
oozing
basit geçmiş zaman
oozed
geçmiş zaman ortacı
oozed
Örnekler
The old sponge oozed water when squeezed too hard.
Eski sünger çok sıkıldığında su sızdırıyordu.
Ooze
01
sızıntı, süzülme
the process of seeping
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
02
balçık, çamur
any thick, viscous matter



























