Ara
Ascendant
01
ata, ced
a person from whom one is descended, typically more distant than a grandparent
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
ascendants
Örnekler
Old portraits of his ascendants lined the mansion's main hall.
Malikanenin ana salonunu, atalarının eski portreleri süslüyordu.
02
üstünlük, hakimiyet
a position or condition of dominance, superiority, or controlling influence
Örnekler
The manager's authority remained ascendant despite internal resistance.
Yöneticinin otoritesi, iç dirence rağmen üstün kaldı.
ascendant
01
yükselen
moving toward a higher position
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most ascendant
karşılaştırma derecesi
more ascendant
derecelendirilebilir
Örnekler
An ascendant column of smoke rose from the burning field.
Yanan tarladan yükselen bir duman sütunu yükseldi.
02
en etkili
holding the most power, importance, or influence
approving
formal
Örnekler
The political party remained ascendant for over a decade, dominating the country's policies and elections.
Siyasi parti, ülkenin politikalarını ve seçimlerini domine ederek bir on yıldan fazla bir süre yükselişte kaldı.



























