Ara
to listen in
[phrase form: listen]
01
gizlice dinlemek, kulak misafiri olmak
to secretly listen to a conversation without the knowledge or consent of the participants
Intransitive
Transitive: to listen in on a conversation
Örnekler
The undercover agent listened in on the criminals' conversation, hoping to gather evidence for their arrest.
Gizli ajan, suçluların konuşmasını dinledi, onların tutuklanması için kanıt toplamayı umuyordu.
02
başkasının konuşmasını dinlemek
to listen to a conversation or communication without participating
Intransitive
Transitive: to listen in on a conversation
Örnekler
Would you be open to me joining the meeting and listening in?
Toplantıya katılıp dinlememe açık mısınız?
03
yayın dinlemek
to listen to a radio program
Transitive: to listen in to a radio program
Intransitive
Örnekler
The old man enjoys listening in to his favorite radio programs.
Yaşlı adam en sevdiği radyo programlarını dinlemekten hoşlanır.



























