Ara
to listen in
01
gizlice dinlemek, kulak misafiri olmak
to secretly listen to a conversation without the knowledge or consent of the participants
Intransitive
Transitive: to listen in on a conversation
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
in
temel fiil
listen
şimdiki zaman
listen in
3. tekil kişi
listens in
şimdiki zaman ortacı
listening in
basit geçmiş zaman
listened in
geçmiş zaman ortacı
listened in
Örnekler
The gossip columnist listened in on the phone conversation, hoping to scoop the latest news.
Dedikodu yazarı, telefon görüşmesini dinledi, en son haberleri kapmayı umuyordu.
02
başkasının konuşmasını dinlemek
to listen to a conversation or communication without participating
Intransitive
Transitive: to listen in on a conversation
Örnekler
The teacher listened in on the students' conversation, making sure they were staying on topic.
Öğretmen, öğrencilerin konuşmasını dinledi, konuya bağlı kaldıklarından emin oldu.
03
yayın dinlemek
to listen to a radio program
Transitive: to listen in to a radio program
Intransitive
Örnekler
The radio station is having a special promotion, so listen in to win a prize!
Radyo istasyonu özel bir promosyon düzenliyor, bu yüzden bir ödül kazanmak için dinleyin!



























