gesprächsrundeglobus
gesprächsrundeglobus
gesprächsrunde[n]

yuvarlak masa toplantısı,tartışma oturumu

gestalten[v]

tasarlamak,şekillendirmek

gestaltung[n]

tasarım,düzenleme

geständnis[n]

itiraf,ikrar

gestank[n]

pis koku,kötü koku

gestatten[v]
geste[n]

jest,hareket

gestell[n]

raf,destek

gestellt werden[v]

sağlanmak,hazır hale getirilmek

gestern[adv]

dün,önceki gün

gestik[n]
gestorben[adj]

ölü,vefat etmiş

gestreift[adj]
gesund[adj]

sağlıklı,sıhhatli

gesundheit[n]

sağlık,esenlik

gesundheitsindustrie[n]
gesundheitskarte[n]
gesundheitsportal[n]
getränk[n]

içecek,meşrubat

getreide[n]

tahıl,hububat

getrennt[adj]

ayrı,farklı

getrennt leben[phrase]
gewährleisten[v]
gewährleistung[n]
gewalt[n]

şiddet,güç

gewaltdarstellung[n]
gewaltenteilung[n]

kuvvetler ayrılığı,güçler ayrılığı

gewalttätigkeit[n]
gewehr[n]

tüfek,silah

geweih[n]

boynuz,geyik boynuzu

gewerbe[n]

ticaret,ticari faaliyet

gewerkschaft[n]

sendika,işçi sendikası

gewicht[n]

ağırlık,kütle

gewichtheben[n]

halter,ağırlık kaldırma

gewichtung[n]
gewinn[n]

ödül,kazanç

gewinnen[v]

kazanmak

gewinner[n]

kazanan,galip

gewinnung[n]
gewiss[adj][adv]
gewissen[n]

vicdan,iç ses

gewissenhaftigkeit[n]

vicdanlılık,titizlik

gewitter[n]

fırtına,şimşek ve gök gürültülü fırtına

gewöhnen[v]

alıştırmak,alışkanlık kazandırmak

gewohnheit[n]

alışkanlık,adet

gewöhnlich[adv][adj]

genellikle • sıradan,olağan

gewohnt[adj]

alışkın,alışmış

gewürz[n]

baharat,çeşni

gewürznelke[n]
gibbon[n]
gießen[v]

sulamak,sulama yapmak

gift[n]

zehir,toksin

giftig[adj]
gigantisch[adj]
gin[n]

cin,cin içkisi

gin tonic[n]

cin tonik,cin-tonik

gipfel[n]

zirve,doruk

giraffe[n]

zürafa

girokonto[n]

vadesiz hesap,çek hesabı

gitarre[n]

gitar,gitar

gitarrist[n]

gitarist,gitar çalan kişi

glänzend[adj]
glas[n]

cam,cam (malzeme)

glasblasen[n]

cam üfleme,cam şişirme

glasieren[v]
glatt[adj]
glatteis[n]

kara buz,görünmez buz tabakası

glatze[n]
glaube[n]

inanç,iman

glauben[v]

inanmak,sanmak

glaubensfreiheit[n]

din özgürlüğü,inanç özgürlüğü

gläubig[adj]
gläubige[n]

mümin,inançlı

gläubiger[n]
glaubwürdigkeit[n]
gleich[adj][adv][prep]

aynı,benzer • hemen,derhal • gibi

gleichaltirge[n]

akran,yaşıt

gleichberechtigt[adj]

eşit,hakkaniyetli

gleichberechtigung[n]
gleichfalls[adv]

aynı şekilde,size de

gleichgesinnt[adj]
gleichgewicht[n]

denge,dengelenme

gleichgültigkeit[n]
gleichheit[n]
gleichkommen[v]
gleichnamig[adj]

aynı adlı,eponim

gleichstellung[n]

cinsiyet eşitliği,toplumsal cinsiyet eşitliği

gleichung[n]

denklem,formül

gleichwertig[adj]
gleichzeitig[adj]

eşzamanlı,aynı anda

gleis[n]

demiryolu hattı,ray

gleiten[v]
gleitschirm[n]
gleitsichtbrille[n]
gleitzeit[n]

esnek çalışma saati,kayar mesai

gletscher[n]

buzul,buzul

gletschereis[n]
gliederung[n]

taslak,yapı

globalisierung[n]

küreselleşme,globalleşme

globus[n]
LanGeek
Uygulamayı İndir