gegebenenfallsgenerisch
gegebenenfallsgenerisch
gegebenenfalls[adv]

gerekirse

gegebenheit[n]
gegen[prep]

karşı

gegenargument[n]
gegend[n]

bölge,alan

gegenleistung[n]
gegenmittel[n]
gegensatz[n]

karşıtlık,zıtlık

gegenseite[n]
gegenseitig[adj]
gegenseitigkeit[n]

karşılıklılık,mütekabiliyet

gegenspieler[n]

rakip,karşı taraf

gegenstand[n]

nesne,eşya

gegenteil[n]

zıt,karşıt

gegenüber[prep][adv]

karşısında,karşıda • karşısında,karşıda

gegenüberliegend[adj]

karşı,karşıdaki

gegenüberstellen[v]
gegenwart[n]

şimdiki zaman,günümüz

gegenwelt[n]
gegner[n]

rakip,karşıt

gegrillt[adj]
gehalt[n]

maaş,ücret

gehaltserhöhung[n]

maaş artışı,maaş zammı

gehaltssteigerung[n]
gehaltszettel[n]

maaş bordrosu,maaş çizelgesi

geheim[adj]

gizli,sır

geheimnis[n]

sır,gizem

geheimnisvoll[adj]
gehemmt[adj]

ket vurulmuş,baskılanmış

gehen[v]

yürümek,yaya gitmek

gehirn[n]

beyin,akıl

gehör[n]

işitme,duyma

gehören[v]

ait olmak,dahil olmak

gehörn[n]

boynuzlar,boynuz

gehörschutz[n]
gehsteig[n]

kaldırım,yaya yolu

gehweg[n]

kaldırım,yaya yolu

geier[n]

akbaba,leş yiyici kuş

geige[n]

keman,keman

geist[n]

ruh,tin

geisterhaft[adj]

hayalet gibi,ürkütücü

geisteswissenschaftler[n]
geistig[adj]
geistliche[n]

din adamı,ruhani

geistreich[adj]
geiz[n]
geizig[adj]

cimri,hasis

gekocht[adj]

haşlanmış,kaynatılmış

gekochtes ei[phrase]
gelände[n]

arazi,saha

geländefahrzeug[n]
geländer[n]

korkuluk,tırabzan

gelangen[v]

ulaşmak,erişmek

gelassenheit[n]

sakinlik,dinginlik

gelatine[n]
gelato[n]

gelato

gelb[adj]

sarı

geld[n]

para,nakit

geldautomat[n]

bankamatik,ATM

geldbeutel[n]
geldbörse[n]

para cüzdanı,cüzdan

geldgeber[n]
geldgeschenk[n]
geldschein[n]
geldwäsche[n]

para aklama,kara para aklama

geldwechsel[n]

döviz bozdurma,döviz bürosu

gelege[n]
gelegenheit[n]

fırsat,imkân

gelegenheitsjob[n]

geçici iş,fırsat işi

gelegentlich[adj]

ara sıra olan,nadiren olan

gelenk[n]

eklem,mafsal

gelenkig[adj]

esnek,hareketli

gelingen[v]

başarmak,muvaffak olmak

gelten[v][phrase]

geçerli olmak,yürürlükte olmak

gemäß[prep][adj]
gemein[adj]

kötü,zalim

gemeinde[n]
gemeindezentrum[n]

toplum merkezi,mahalle evi

gemeinnützig[adj]

kâr amacı gütmeyen,kamu yararına

gemeinsam[adj]

ortak,müşterek

gemeinsamkeit[n]
gemeinschaft[n]

topluluk,cemaat

gemeinwesen[n]

topluluk,cemaat

gemüse[n]

sebzeler,sebze

gemüsegarten[n]
gemüsesorte[n]

sebze çeşidi,sebze türü

gemüsesuppe[n]

sebze çorbası,sebze çorbası

gemustert[adj]
gemütlich[adj]

rahat,konforlu

gen[n]

gen,gen

genau[adv][adj]

tam olarak,kesinlikle • kesin,tam

genauigkeit[n]
genauso[adv]

tam olarak aynı şekilde

gendern[n]
genehmigen[v]

onaylamak,izin vermek

genehmigung[n]

izin,ruhsat

general[n]

general

generation[n]

nesil,kuşak

generell[adj]
generisch[adj]
LanGeek
Uygulamayı İndir