engagierenerbschaft
engagierenerbschaft
engagieren[v]

işe almak,tutmak

enge[n]

darlık,sıkışıklık

england[n]

İngiltere,İngiltere

englisch[n][adj]

İngilizce,İngiliz dili • İngiliz,İngilizce

englischhorn[n]

İngiliz kornosu,İngiliz obuası

englischkenntnis[n]
engpass[n]

darboğaz,kıtlık

enkel[n]

erkek torun,erkek soyundan gelen

enkelin[n]

torun,oğlun veya kızın kızı

enorm[adj]

muazzam,devasa

ensemble[n]
entbehren[v]
entbehrung[n]
entdecken[v]

keşfetmek,bulmak

entdeckt werden[v]

keşfedilmek

entdeckung[n]

keşif,buluş

ente[n]

ördek,kaz

entfalten[v]
entfernen[v]

kaldırmak

entfernung[n]
entfremden[v]

yabancılaştırmak,uzaklaştırmak

entfremdung[n]
entführen[v]
entführung[n]

kaçırma,fidye için adam kaçırma

entgegenkommen[v]

yaklaşmak,karşılamak için gelmek

entgegenstehen[v]

karşı çıkmak,direnmek

entgegentreten[v]
entgegenwirken[v]

karşı koymak,etkisini azaltmak

entgehen[v]
entgelt[n]

ücret,maaş

entgelten[v]
entgeltfortzahlung[n]
entgiften[v]

detoksifiye etmek,zehirden arındırmak

enthalten[v]

içermek,barındırmak

enthusiasmus[n]

coşku,heves

entkernen[v]

çekirdeğini çıkarmak,çekirdeklerini ayıklamak

entkleiden[v]

soymak,çıkarmak

entkräften[v]

çürütmek,geçersiz kılmak

entlang[prep]

boyunca,kenarında

entlarven[v]
entlassen[v]

kovmak,taburcu etmek

entlassung[n]

işten çıkarma,kovma

entlasten[v]
entlastung[n]
entlohnen[v]
entlohnung[n]
entmutigen[v]

cesaretini kırmak,moralini bozmak

entrümpeln[v]
entsaften[v]

meyve suyu çıkarmak,sıkmak

entsafter[n]

meyve sıkacağı,katı meyve sıkacağı

entschädigung[n]

tazminat,ödeme

entscheiden[v]

karar vermek,belirlemek

entscheidung[n]

karar,hüküm

entscheidungsfindung[n]

karar verme,karar alma süreci

entschließen[v]

karar vermek,kararlaştırmak

entschlossen[adj]

kararlı,azimli

entschlossenheit[n]
entschlüsseln[v]

şifresini çözmek,deşifre etmek

entschuldigen[v]

affetmek,özür dilemek

entschuldigung[n]

özür,mazeret

entsetzt[adj]

dehşete düşmüş,şok olmuş

entsorgen[v]

bertaraf etmek,atmak

entspannen[v]

rahatlamak,gevşemek

entspannend[adj]

rahatlatıcı,gevşetici

entspannt[adj]

rahat,sakin

entspannung[n]

rahatlama,dinlenme

entsprechen[v]
entsprechend[prep][adj]

uygun olarak,göre

entspringen[v]

kaynaklanmak,doğmak

entstammen[v]
entstehen[v]

oluşmak,meydana gelmek

entsteinen[v]
enttäuschen[v]

hayal kırıklığına uğratmak,düş kırıklığı yaratmak

enttäuschend[adj]

hayal kırıklığı yaratan,düş kırıklığına uğratan

enttäuschung[n]

hayal kırıklığı

entweder...oder[prep]

ya...ya da

entwerfen[v]

tasarlamak,çizmek

entwickeln[v]

geliştirmek,ilerlemek

entwicklung[n]

gelişim,evrim

entwicklungsland[n]

gelişmekte olan ülke,az gelişmiş ülke

entwicklungsprozess[n]
entwurf[n]

tasarım,proje

entwurfsfassung[n]

taslak,ön versiyon

entzaubern[v]

büyüyü bozmak,hayal kırıklığına uğratmak

entziehen[v]

geri çekmek,mahrum etmek

entziffern[v]
entzündung[n]

iltihaplanma,yangı

enzyklopädisch[adj]
epilepsie[n]
episch[adj]

destansı,kahramanca

epoche[n]

çağ,devir

er[pron]

o,onu

erarbeiten[v]

geliştirmek,oluşturmak

erbe[n]

miras,kalıt

erben[v]

miras almak,mirasa konmak

erblich[adj]
erblinden[v]
erblühen[v]

çiçek açmak,tomurcuklanmak

erbrechen[n]

kusma,mide içeriğinin şiddetli çıkarılması

erbschaft[n]
LanGeek
Uygulamayı İndir