Ara
Le préjugé
01
ön yargı, peşin hüküm
idée ou sentiment négatif ou positif porté sur quelqu'un ou quelque chose sans fondement réel
Örnekler
Il a essayé de dépasser ses préjugés envers cette culture.
Bu kültüre karşı ön yargılarını aşmaya çalıştı.
02
ön yargı, peşin hüküm
idée ou sentiment que l'on forme à l'avance, sans preuve ni expérience directe
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
préjugés
Örnekler
Ses préjugés sur le pays étaient erronés.
Ülke hakkındaki ön yargıları yanlıştı.



























