Ara
La lueur
[gender: feminine]
01
parıltı, ışıltı
faible lumière qui brille doucement dans l'obscurité
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
dişil
çoğul biçim
lueurs
Örnekler
La lueur de l' écran éclairait son visage dans le noir.
Ekranın parıltısı karanlıkta yüzünü aydınlattı.
02
hafif parıltı, titrek ışık
lumière douce, vacillante et souvent mystérieuse ou rêveuse
Örnekler
Une lueur fantomatique flottait au-dessus du lac brumeux.
Hayaletimsi bir parıltı sisli gölün üzerinde süzülüyordu.
03
parıltı, zayıf umut
faible espoir ou signe de quelque chose
Örnekler
La lueur d' un sourire apparut sur ses lèvres.
Bir gülümsemenin parıltısı dudaklarında belirdi.



























