hâter
01
hızlandırmak, acele ettirmek
faire avancer ou accélérer quelque chose
Örnekler
Il a hâté son départ pour attraper le train.
Trene yetişmek için ayrılışını hızlandırdı.
02
hızlandırmak, çabuklaştırmak
augmenter la vitesse ou l'intensité de quelque chose
Örnekler
La nouvelle machine hâte la production.
Yeni makine üretimi hızlandırır.



























