Ara
hypnotiser
01
hipnotize etmek, büyülemek
attirer totalement l'attention de quelqu'un au point de le fasciner
Örnekler
Le discours réussit à hypnotiser la foule.
Konuşma, kalabalığı hipnotize etmeyi başarıyor.
02
hipnotize etmek, hipnoz altına almak
plonger quelqu'un dans un état de conscience modifié pour influencer ses pensées ou ses perceptions
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
ayrılamaz
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
hypnotise
1. çoğul kişi
hypnotisons
gelecek zamanda 1. kişi
hypnotiserai
geçmiş zaman ortacı
hypnotisé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
hypnotisions
Örnekler
Ils ont essayé d' hypnotiser l' homme pour réduire sa douleur.
Adamın acısını azaltmak için onu hipnotize etmeye çalıştılar.



























