Ara
Le face-à-face
01
yüz yüze tartışma, doğrudan karşılaşma
rencontre directe entre deux personnes ou deux groupes pour discuter ou débattre
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
face-à-face
Örnekler
Les journalistes ont organisé un face-à-face entre les deux équipes.
Gazeteciler iki takım arasında bir yüz yüze düzenledi.
02
kafa kafaya çarpışma, karşılıklı çarpışma
collision directe ou affrontement physique entre deux véhicules ou personnes
Örnekler
La police a séparé les deux groupes après un face-à-face violent.
Polis, şiddetli bir yüz yüze karşılaşmadan sonra iki grubu ayırdı.



























