obéiror
obéiror
obéir[v]

itaat etmek,uymak

obèse[adj]

obez,şişman

obésité[n]

obezite,şişmanlık

objectif[adj][n]

tarafsız,objektif • hedef,amaç

objectivement[adv]
objet[n]

nesne,obje

obligatoire[adj]
obligatoirement[adv]
obligé[adj][n]

zorunlu,mecbur • borçlu,minnettar kişi

obliger[v]
oblong[adj]

oval,uzun

obscur[adj]

karanlık,loş

obscurité[n]

karanlık,zulmet

obséder[v]
observation[n]

gözlem

observer[v]

gözlemlemek,dikkatle bakmak

obsession[n]

takıntı,saplantı

obsolète[adj]
obstacle[n]

engel,mani

obstiner[v]
obstruer[v]
obtenir[v]

elde etmek,almak

obturateur[n]

obtüratör,perde

obturation[n]

tıkanıklık,engel

obtus[adj]

kalın kafalı,anlayışsız

occasion[n]

fırsat,imkân

occasionner[v]
occidental[adj]
occupation[n]
occupé[adj]

meşgul,yoğun

occuper[v]

oturmak,yaşamak

océan[n]

okyanus,deniz

océanie[n]

Okyanusya,Okyanusya

océanique[adj]

okyanus,okyanusal

ocre[n][adj]

okra,okra rengi • okra,okra

octobre[n]

ekim,onuncu ay

octogone[n]

sekizgen,oktagon

oculaire[adj][n]
odeur[n]

koku,esans

odieux[adj]

iğrenç,nefret uyandıran

odorat[n]

koku alma duyusu,koku duyusu

œil[n]

göz,göz

œil au beurre noir[n]

morarmış göz,göz morluğu

œillet[n]
œuf[n]

yumurta,yumurta hücresi

œuf mimosa[n]

mimoza yumurta,doldurulmuş yumurta

œuf poché[n]

poşe yumurta,kaynar suda pişmiş yumurta

œufs brouillés[n]

çırpılmış yumurta,karıştırılmış yumurta

œufs en neige[n]

çırpılmış yumurta beyazları,kar haline getirilmiş yumurta akı

œuvre[n]

eser,yapıt

offensive[n]
office de tourisme[n]

turizm ofisi,turizm danışma bürosu

officiellement[adv]

resmen,resmi olarak

offre[n]

teklif,öneri

offrir[v]

sunmak,hediye etmek

offusquer[v]

gücendirmek,kırmak

oie[n]

kaz,yaban kazı

oignon[n]

soğan,yumru

oiseau[n]

kuş,kuş türü

oiseau chanteur[n]

ötücü kuş,şarkıcı kuş

oiseau de mer[n]

deniz kuşu,deniz kuşu

oiseau de passage[n]

göçmen kuş,geçici kuş

oisif[adj][n]

boş,işsiz • tembel,işsiz

oisillon[n]

yavru kuş,yuva kuşu

olfactif[adj]
olfaction[n]
olive[n][adj]

zeytin • zeytin yeşili,zeytin rengi

omaha[n]

Omaha,Omaha pokeri

ombre[n]

gölge,siluet

ombrer[v]

gölgelemek,gölge yapmak

omelette[n]

omlet,yumurta tavası

omnivore[adj][n]

hepçil,hem et hem bitki yiyen • hepçil

on[pron]

biz

oncle[n]

amca,dayı

onctueux[adj]
onde[n]

dalga,titreşim

ondulé[adj]

dalgalı,kıvrımlı

onéreux[adj]
ongle[n]

tırnak,pençe

onyx[n]

oniks,akik

onzième[adj]

on birinci,on birinci

opale[n]

opal,opalin taş

opaque[adj]
opéra[n]

opera,müzikal dram

opération[n]

operasyon,ameliyat

opérer[v]

ameliyat etmek,cerrahi müdahale yapmak

opiner[v]
opiniâtre[adj]

inatçı,dik başlı

opinion[n]

görüş,fikir

opossum[n]
opportun[adj]
opposition[n]
opter[v]
opticien[n]

gözlükçü,optisyen

optimisme[n]

iyimserlik,olumlu bakış

optimiste[adj]

iyimser,umutlu

option[n]
optométriste[n]

optometrist,göz doktoru

opulence[n]
or[n][adj]

altın,kıymetli maden • altın rengi,altın sarısı

LanGeek
Uygulamayı İndir