obscur
01
karanlık, loş
qui manque de lumière, où l'on voit mal
Örnekler
Seules quelques lampes éclairaient la rue obscure.
Sadece birkaç lamba karanlık sokağı aydınlatıyordu.
02
karanlık, anlaşılması zor
difficile à comprendre, peu clair
Örnekler
Il a fait une référence obscure que personne n' a comprise.
Kimsenin anlamadığı belirsiz bir referans yaptı.
03
bilinmeyen, tanınmayan
peu connu, sans renommée
Örnekler
Ce médicament provient d' une plante obscure d' Amazonie.
Bu ilaç, Amazon'dan belirsiz bir bitkiden geliyor.



























