Ara
Aprehensión
[gender: feminine]
01
tutuklama, yakalama
acto de detener o tomar a alguien en custodia legal
Örnekler
Hubo tensión durante la aprehensión de los criminales.
Suçluların yakalanması sırasında gerginlik vardı.
02
el koyma, müsadere
acto de tomar o confiscar bienes o propiedades
Örnekler
La aprehensión de bienes del empresario se ordenó por el juez.
Girişimcinin mallarının el konulması hakim tarafından emredildi.
03
endişe, kaygı
sentimiento de miedo, inquietud o ansiedad
Örnekler
Hay cierta aprehensión entre los inversores sobre la nueva política.
Yatırımcılar arasında yeni politika hakkında bir miktar endişe var.



























