Ara
afligir
01
üzüntü vermek, kederlendirmek
causar sufrimiento, tristeza o angustia a alguien
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
1. tekil kişi
aflijo
3. tekil kişi
aflige
şimdiki zaman ortacı
afligiendo
basit geçmiş zaman
afligió
geçmiş zaman ortacı
afligido
Örnekler
Nos afligió ver su tristeza en el rostro.
Yüzündeki hüznü görmek bizi üzüntüye boğdu.
02
üzüntü vermek
causar un gran sufrimiento o angustia, especialmente por un largo periodo de tiempo
Örnekler
La tragedia le afligió durante semanas.
Trajedi onu haftalarca kederlendirdi.
03
üzülmek, kederlenmek
ponerse triste, angustiado o preocupado por algo
Örnekler
Se afligió por la tristeza que sentía su hermano.
Kardeşinin hissettiği üzüntüden dolayı üzüldü.



























