Ara
to ingrain
01
aşılamak, kökleştirmek
to set a particular habit, belief, attitude, etc. in someone in a lasting manner
Ditransitive: to ingrain a habit or belief in sb
Örnekler
Parents often aim to ingrain the value of honesty in their children from an early age.
Ebeveynler genellikle çocuklarına erken yaşlardan itibaren dürüstlük değerini aşılamayı amaçlar.
02
işlemek, derinlemesine kazımak
to deeply embed or engrave something into the natural texture or fabric of something else
Transitive: to ingrain a fabric or material with sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
ingrain
3. tekil kişi
ingrains
şimdiki zaman ortacı
ingraining
basit geçmiş zaman
ingrained
geçmiş zaman ortacı
ingrained
Örnekler
The artisan ingrained the fabric with a rich crimson dye.
Zanaatkar, kumaşı zengin bir kırmızı boya ile işledi.
ingrain
01
lif boyası, iplik boyası
(of a textile) made from fibers or threads that are dyed in different colors before being woven or knitted
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
ilişkisel
derecelendirilemez
Örnekler
The sofa was upholstered in ingrain fabric for a vibrant, long-lasting pattern.
Kanepe, canlı ve uzun ömürlü bir desen için ingrain kumaşla döşenmişti.
Ingrain
01
kökleşmiş alışkanlık, doğuştan gelen özellik
a habit or quality that is firmly established and naturally part of a person or thing
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
ingrains
Örnekler
Honesty was an ingrain in her character.
Dürüstlük onun karakterinde kökleşmişti.
Leksikal Ağaç
ingrained
ingrain
grain



























