Ara
to huddle
01
toplanmak, bir araya gelmek
to gather closely, usually for privacy, protection, or discussion
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
huddle
3. tekil kişi
huddles
şimdiki zaman ortacı
huddling
basit geçmiş zaman
huddled
geçmiş zaman ortacı
huddled
Örnekler
Employees huddled in the conference room to brainstorm ideas.
Çalışanlar, fikir üretmek için toplantı odasında toplandılar.
02
kıvrılmak, büzüşmek
to pull one's body close together
Intransitive
Örnekler
He huddled by the campfire to stay cozy in the evening air.
Akşam havasında sıcak kalmak için kamp ateşinin yanına büzüştü.
Huddle
01
fısıldaşma, hızlı özel toplantı
(informal) a quick private conference
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
huddles
02
grup
a small crowd of people gathered tightly
Leksikal Ağaç
huddled
huddler
huddle



























