grating
gra
ˈgreɪ
grei
ting
tɪng
ting
grayinggraftinggrazinggrading

"grating"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Grating
01

demir parmaklık

a covering with parallel or crossed bars, used to block a passage while allowing air or light to pass 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
gratings
Örnekler
The window was protected by a sturdy iron grating. 

Pencere, sağlam bir demir parmaklık ile korunuyordu.

02

ızgara, kafes

a frame of iron bars designed to hold a fire in a fireplace or furnace 
Örnekler
He placed the logs carefully on the grating before lighting the fire. 

Ateşi yakmadan önce kütükleri dikkatlice ızgara üzerine yerleştirdi.

03

kırınım ağı, optik ızgara

an optical device with many parallel grooves that disperses a beam of light or other electromagnetic radiation into its component wavelengths to produce a spectrum 
Örnekler
The physicist used a grating to study the light spectrum. 

Fizikçi, ışık spektrumunu incelemek için bir kırınım ızgarası kullandı.

grating
01

tizleyici, rahatsız edici

having a harsh or unpleasant sound 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most grating
karşılaştırma derecesi
more grating
derecelendirilebilir
Örnekler
His grating laughter, a discordant symphony of annoyance, echoed through the room. 

Onun tırmalayıcı kahkahası, bir rahatsızlık senfonisi, odada yankılandı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store