Ara
to gratify
01
kıvanç duymasını sağlamak
to give a person happiness, fulfillment, or satisfaction
Transitive: to gratify sb
Örnekler
His parents ' approval gratified him, knowing he had made them proud.
Ebeveynlerinin onayı, onları gururlandırdığını bilerek onu memnun etti.
02
tatmin etmek, doyurmak
to fulfill or satisfy a desire, craving, or need
Transitive: to gratify a wish or desire
Örnekler
The luxurious hotel suite gratified their desire for comfort and elegance.
Lüks otel süiti, rahat ve şıklık arzularını tatmin etti.
Leksikal Ağaç
gratified
gratifying
gratify



























