Ara
to go along
[phrase form: go]
01
işbirliği yapmak, eşlik etmek
to express agreement or to show cooperation
Intransitive: to go along with a decision or plan
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
along
temel fiil
go
şimdiki zaman
go along
3. tekil kişi
goes along
şimdiki zaman ortacı
going along
basit geçmiş zaman
went along
geçmiş zaman ortacı
gone along
Örnekler
They went along with the team's decision to implement the new software.
Yeni yazılımı uygulama kararını takımın kararıyla kabul ettiler.
02
ilerlemek
to continue to develop or happen
Intransitive: to go along in a specific manner
Örnekler
Her career is going along well, with several promotions in recent years.
Kariyeri son yıllarda birkaç terfi ile iyi ilerliyor.
03
geçmek
(of time) to move forward or pass without stopping
Intransitive: to go along in a specific manner
Örnekler
Time always seems to go along slowly when you're waiting for something exciting to happen.
Heyecan verici bir şeyin olmasını beklerken zaman her zaman yavaş ilerliyor gibi görünür.
04
geçmek, boyunca ilerlemek
to move or travel past something or someone, often while following a particular path or route
Transitive: to go along a place
Örnekler
The bus will go along the scenic route to showcase the countryside.
Otobüs, kırsalı sergilemek için manzaralı rotayı takip edecek.



























