Ara
to gird
01
kuşatmak, sarmak
to encircle or bind with something round, often for support or protection
Transitive: to gird a place or area
Örnekler
A tall stone wall girded the ancient castle, protecting it from invaders.
Yüksek bir taş duvar, eski kaleyi kuşatarak işgalcilerden koruyordu.
02
hazırlanmak, kuşanmak
to mentally or physically prepare for a difficult or demanding task or challenge
Intransitive: to gird for a challenge
Transitive: to gird oneself for a challenge
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
gird
3. tekil kişi
girds
şimdiki zaman ortacı
girding
basit geçmiş zaman
girded
geçmiş zaman ortacı
girded
Örnekler
He girded himself for the marathon, knowing it would test his endurance.
Dayanıklılığını test edeceğini bilerek, maraton için hazırlandı.
03
kuşamak, sarmak
to wrap or secure a belt, band, or similar item around someone or something
Transitive: to gird a person or body part
Örnekler
The warrior girded himself with a sword belt, ready for combat.
Savaşçı, kendini bir kılıç kemeriyle kuşattı, savaşa hazır.
Leksikal Ağaç
girder
undergird
gird



























