Ara
able
01
güçlü
having the necessary skill, power, resources, etc. for doing something
Örnekler
Despite her injury, she was able to finish the marathon.
Yaralanmasına rağmen, maratonu bitirmeyi başardı.
02
yetenekli
having expertise, intelligence, or skills
Örnekler
His able leadership during the crisis ensured the company's stability and growth.
Kriz sırasındaki yetkin liderliği, şirketin istikrarını ve büyümesini sağladı.
03
having natural physical or mental capacity
Örnekler
The program supports able athletes aiming for professional careers.
04
yetenekli, güçlü
possessing a body that is healthy and strong
Örnekler
Despite his age, David 's able body allowed him to continue working in his garden and enjoying outdoor hobbies.
Yaşına rağmen, David'in güçlü vücudu, bahçesinde çalışmaya ve açık hava hobilerinden keyif almaya devam etmesine izin verdi.
Leksikal Ağaç
unable
able



























