Ara
to fall upon
01
rastlantıyla karşılaşmak, beklenmedik bir şekilde bulmak
to encounter suddenly or unexpectedly
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
upon
temel fiil
fall
şimdiki zaman
fall upon
3. tekil kişi
falls upon
şimdiki zaman ortacı
falling upon
basit geçmiş zaman
fell upon
geçmiş zaman ortacı
fallen upon
Örnekler
The news of the unexpected opportunity fell upon them like a pleasant surprise.
Beklenmedik fırsat haberi onlara hoş bir sürpriz gibi üzerine düştü.
02
düşmek, maruz kalmak
to experience or suffer from a particular situation or circumstance
Örnekler
The sudden illness caused him to fall upon challenging health issues.
Ani hastalık, onu zorlu sağlık sorunlarıyla karşılaştırdı.



























