Ara
Eyewitness
01
görgü tanığı
someone who has personally seen of an object, event, etc. and can describe it
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
eyewitnesses
Örnekler
The news report featured an interview with an eyewitness who saw the fire start.
Haber raporu, yangının başladığını gören bir görgü tanığı ile röportaj içeriyordu.
to eyewitness
01
görgü tanığı olmak, bizzat şahit olmak
to attend or witness an event personally, seeing it directly
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
eyewitness
3. tekil kişi
eyewitnesses
şimdiki zaman ortacı
eyewitnessing
basit geçmiş zaman
eyewitnessed
geçmiş zaman ortacı
eyewitnessed
Örnekler
They eyewitnessed the signing of the historic treaty.
Onlar tarihi antlaşmanın imzalanmasına şahit oldular.



























