Ara
exquisite
01
enfes
exceptionally beautiful, delicate, and well made
Örnekler
The antique vase was exquisite, with its delicate patterns and flawless craftsmanship.
Antik vazo, narin desenleri ve kusursuz işçiliği ile olağanüstü güzeldi.
1.1
çok güzel
of extreme beauty or perfection
Örnekler
The diamond had exquisite clarity.
Elmas mükemmel bir berraklığa sahipti.
02
lüks, zarif
luxurious or highly refined in taste or style
Örnekler
The party featured exquisite food and wine.
Partide nefis yemek ve şarap vardı.
03
yoğun, keskin
keenly felt
Örnekler
There was an exquisite balance between tension and release.
Gerginlik ve rahatlama arasında mükemmel bir denge vardı.
Leksikal Ağaç
exquisitely
exquisiteness
exquisite



























