Ara
exquisite
01
enfes
exceptionally beautiful, delicate, and well made
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most exquisite
karşılaştırma derecesi
more exquisite
derecelendirilebilir
Örnekler
The bride wore an exquisite gown adorned with intricate lace and embroidery.
Gelin, karmaşık dantel ve nakışlarla süslenmiş olağanüstü bir elbise giymişti.
1.1
çok güzel
of extreme beauty or perfection
Örnekler
The view from the mountaintop was exquisite.
Dağın zirvesinden manzara mükemmeldi.
02
lüks, zarif
luxurious or highly refined in taste or style
Örnekler
They dined in an exquisite restaurant overlooking the bay.
Körfeze bakan mükemmel bir restoranda akşam yemeği yediler.
03
yoğun, keskin
keenly felt
Örnekler
He experienced exquisite pain in his leg.
Bacağında yoğun bir acı hissetti.
Leksikal Ağaç
exquisitely
exquisiteness
exquisite



























