electrocute
e
ˌɪ
i
lect
ˈlɛkt
lekt
ro
re
cute
kjut
kyut
British pronunciation
/ɪlˈɛktɹəkjˌuːt/

"electrocute"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to electrocute
01

elektrik çarpması sonucu öldürmek veya yaralamak, elektriğe çarpmak

to kill or injure someone through electric shock
Transitive: to electrocute sb
to electrocute definition and meaning
example
Örnekler
The man was electrocuted during a storm when lightning struck the power line.
Adam, şimşek elektrik hattına çarptığında bir fırtına sırasında elektrik çarpması sonucu öldü.
02

elektrikle idam etmek, elektrik çarpmasıyla öldürmek

to execute a criminal by using electricity
Transitive: to electrocute a criminal
example
Örnekler
The execution chamber was prepared to electrocute the inmate at dawn.
İnfaz odası, mahkumu şafakta elektrikle idam etmek için hazırlandı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store