to align
a
ə
ē
lign
ˈlaɪn
lain
alienalgin

"align"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to align
01

hizalamak, düz bir çizgiye yerleştirmek

to arrange or position things or elements in a straight line or in a coordinated manner 

true

Transitive: to align items
to align definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
align
3. tekil kişi
aligns
şimdiki zaman ortacı
aligning
basit geçmiş zaman
aligned
geçmiş zaman ortacı
aligned
Örnekler
The students were instructed to align their desks in rows for the classroom presentation. 

Öğrencilerden sınıf sunumu için sıralarını sıralar halinde hizalamaları istendi.

02

uyum sağlamak

to agree with a group, idea, person, or organization and support it 
Intransitive: to align with sb/sth
Transitive: to align actions or beliefs with sb/sth | to align oneself with sb/sth
Örnekler
The senator decided to align herself with the bipartisan coalition to push forward the new environmental legislation. 

Senatör, yeni çevre mevzuatını ilerletmek için iki partili koalisyonla hizalanmaya karar verdi.

03

hizalamak, düzenlemek

to be arranged so that things are in the correct position or properly arranged relative to each other 
Intransitive
Örnekler
The planets align every few years, creating a spectacular view in the sky. 

Gezegenler her birkaç yılda bir hizalanır, gökyüzünde muhteşem bir manzara oluşturur.

04

hizalamak, uyumlu hale getirmek

to arrange or organize something in a consistent, systematic way, often with a particular purpose or goal in mind 
Transitive: to align sth
Örnekler
The two departments aligned their work processes to improve efficiency and communication. 

İki departman, verimliliği ve iletişimi artırmak için çalışma süreçlerini hizaladı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store