Ara
to dent
01
yamultmak
make a hollow in a surface, usually by applying pressure or force
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
dent
3. tekil kişi
dents
şimdiki zaman ortacı
denting
basit geçmiş zaman
dented
geçmiş zaman ortacı
dented
Dent
01
azalma, küçülme
an appreciable consequence (especially a lessening)
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
dents
02
çökük, göçük
an impression in a surface (as made by a blow)
03
çökük, göçük
a depression or hollow in a surface, typically caused by impact or pressure
Örnekler
She noticed a dent in the corner of the wooden table where something heavy had been placed.
Ahşap masanın köşesinde, ağır bir şeyin konulduğu yerde bir çöküntü fark etti.
Leksikal Ağaç
dented
dent



























