Ara
to confabulate
01
sohbet etmek, gevezelik etmek
to have a casual and light conversation without sharing a lot of information
Intransitive
Örnekler
At the family reunion, relatives confabulated about old memories and shared laughter.
Aile birleşmesinde, akrabalar eski anılar hakkında sohbet ettiler ve kahkahalar paylaştılar.
02
görüşmek, tartışmak
to confer or discuss something with others
Intransitive
Örnekler
The board members will confabulate next week to review the budget.
Yönetim kurulu üyeleri bütçeyi gözden geçirmek için önümüzdeki hafta görüşecekler.
03
uydurmak, uydurma hikayeler anlatmak
to create or invent fictitious experiences or details to fill gaps in one's memory
Intransitive
Transitive: to confabulate experiences or details
Örnekler
Elderly individuals with dementia may confabulate as their memory deteriorates.
Demanslı yaşlı bireyler hafızaları bozuldukça konfabulasyon yapabilir.
Leksikal Ağaç
confabulation
confabulate



























