Ara
to come around
[phrase form: come]
01
kendi görüşünden caymak
to completely change one's decision or opinion
Intransitive
Örnekler
The committee members initially had reservations, but they came around after reviewing the evidence.
Komite üyeleri başlangıçta çekinceleri vardı, ancak kanıtları inceledikten sonra fikirlerini değiştirdiler.
02
kendine gelmek
to awaken from a state of unconsciousness
Intransitive
Örnekler
It took a while for the boxer to come around after being knocked out in the ring.
Boksörün ringde nakavt edildikten sonra kendine gelmesi biraz zaman aldı.
03
uğramak, gelmek
to visit someone at their house or place
Intransitive
Örnekler
Our neighbors always come around for coffee and a chat on Sunday mornings.
Komşularımız her Pazar sabahı kahve içmek ve sohbet etmek için uğrar.
04
tekrarlamak, gerçekleşmek
to occur at regular intervals
Intransitive
Örnekler
The annual conference comes around in October, attracting industry professionals from around the world.
Yıllık konferans ekim ayında tekrar gerçekleşiyor, dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini çekiyor.



























