Ara
Affinity
01
afinite, afinite
the strength of attraction between an antigen and an antibody
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
affinities
Örnekler
The drug's effectiveness depends on its affinity for specific antibodies.
İlacın etkinliği, belirli antikorlara olan afinitesine bağlıdır.
02
benzerlik
an inherent resemblance or similarity between persons, things, or ideas
Örnekler
She felt an immediate affinity with her new colleagues.
Yeni meslektaşlarıyla anında bir yakınlık hissetti.
03
yakınlık
a strong and natural liking or sympathy toward someone or something
Örnekler
She felt an instant affinity with the new student, recognizing a shared love for literature.
Yeni öğrenciyle, edebiyata olan ortak bir sevgiyi fark ederek anında bir yakınlık hissetti.
04
afinite, kimyasal çekim
(in chemistry) the force attracting atoms to each other, resulting in bond formation within molecules
Örnekler
The molecule's stability arises from the affinity between its atoms.
Molekülün kararlılığı, atomları arasındaki afiniteden kaynaklanır.
05
akrabalık, evlilik yoluyla akrabalık
(in anthropology) a relationship or kinship established through marriage or adoption rather than by blood
Örnekler
She gained new relatives through affinity after marrying into the family.
Aileye evlendikten sonra akrabalık yoluyla yeni akrabalar edindi.
06
yakınlık, akrabalık
(in biology) the degree of relationship between organisms or groups, often shown by structural or genetic resemblance
Örnekler
Phylogenetic studies revealed the affinity between the two species.
Filogenetik çalışmalar iki tür arasındaki yakınlığı ortaya çıkardı.
07
yakınlık, doğal çekim
a close connection or natural attraction marked by shared interests, feelings, or character
Örnekler
He felt a strong affinity with the local community.
Yerel toplulukla güçlü bir yakınlık hissetti.
Leksikal Ağaç
affinity
affine



























