Ara
to carry forward
[phrase form: carry]
01
ilerletmek, aktarmak
to save something for later use or consideration
Örnekler
The lessons learned from failures should be carried forward for continuous improvement.
Başarısızlıklardan öğrenilen dersler sürekli iyileştirme için ileri taşınmalıdır.
02
ileri taşımak
to save a certain amount of money to use in future financial calculations or planning
Örnekler
The software automatically carries forward the previous month's data for easy tracking.
Yazılım, kolay takip için önceki ayın verilerini otomatik olarak devreder.
03
ilerletmek, geliştirmek
to make significant progress in a particular task or project
Örnekler
The CEO's strategic decisions have consistently carried the company forward.
CEO'nun stratejik kararları, şirketi tutarlı bir şekilde ileri taşımıştır.



























