Ara
candidly
01
açıkça, samimiyetle
in a direct, open, and sincere way, without trying to hide facts or soften the truth
Örnekler
She candidly revealed her past mistakes in the interview.
O, röportajda geçmiş hatalarını açık yüreklilikle ortaya koydu.
02
doğal bir şekilde, spontane olarak
in an unposed, natural, or spontaneous way, especially in photography or filming
Örnekler
She documented life on the streets candidly, preserving raw emotion.
Sokaklardaki yaşamı samimiyetle belgeledi, ham duyguyu koruyarak.
03
adil bir şekilde, tarafsızca
in a fair-minded and unbiased manner
Örnekler
He reviewed the film candidly, not letting hype affect him.
Filmi açık yüreklilikle inceledi, heyecanın onu etkilemesine izin vermedi.
Leksikal Ağaç
candidly
candid



























