breakthrough
break
ˈbreɪk
breik
through
ˌθru:
throo

"breakthrough"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Breakthrough
01

ilerleme, gelişme

an important discovery or development that helps improve a situation or answer a problem 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
breakthroughs
Örnekler
The scientist's groundbreaking research led to a major breakthrough in cancer treatment. 

Bilim insanının çığır açan araştırması, kanser tedavisinde büyük bir atılıma yol açtı.

02

atılım, keşif

a sudden and productive insight, idea, or understanding 
Örnekler
He had a breakthrough while brainstorming solutions. 

Çözümler üzerine beyin fırtınası yaparken bir atılım yaşadı.

03

yarma, delinme

the act of penetrating a barrier, obstacle, or defense, especially in military contexts 
Örnekler
The troops made a breakthrough through enemy lines. 

Birlikler düşman hatlarından bir atılım yaptı.

breakthrough
01

büyük çıkış

describing an action, discovery, or development that represents a significant and pioneering advance 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most breakthrough
karşılaştırma derecesi
more breakthrough
derecelendirilebilir
Örnekler
The team announced a breakthrough treatment for the disease. 

Ekip, hastalık için çığır açan bir tedavi duyurdu.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store