Ara
must-see
01
kaçırılmaması gereken, mutlaka görülmesi gereken
highly recommended to visit or experience
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most must-see
karşılaştırma derecesi
more must-see
derecelendirilemez
Örnekler
The museum 's new exhibit on ancient Egypt is a must-see experience.
Müzenin eski Mısır hakkındaki yeni sergisi, mutlaka görülmesi gereken bir deneyim.
Must-see
01
mutlaka görülmesi gereken, kaçırılmaması gereken
something that is essential to visit, especially because it is impressive, important, or unique
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
must-sees
Örnekler
The new art gallery downtown has become a must-see for art enthusiasts.
Şehir merkezindeki yeni sanat galerisi, sanat tutkunları için bir mutlaka görülmesi gereken yer haline geldi.



























