to zoom
Pronunciation
/ˈzum/

"zoom"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to zoom
01

hızla gitmek, süratle hareket etmek

to move rapidly or swiftly
Intransitive: to zoom somewhere
to zoom definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
zoom
3. tekil kişi
zooms
şimdiki zaman ortacı
zooming
basit geçmiş zaman
zoomed
geçmiş zaman ortacı
zoomed
Örnekler
The skier zoomed down the steep slope, expertly navigating the twists and turns.
Kayakçı, dik yamaçtan aşağı hızla kayarak, virajları ustalıkla geçti.
02

vızıldamak, uğuldamak

to move with a low, resonant sound
Intransitive: to zoom somewhere
Örnekler
The campers could hear the mosquitoes zooming around their heads.
Kampçılar, sivrisineklerin kafalarının etrafında vızıldadığını duyabiliyorlardı.
03

hızla yükselmek, fırlamak

to increase rapidly and significantly
Intransitive
Örnekler
The app 's user engagement zoomed after the introduction of exciting new features.
Uygulamanın kullanıcı katılımı, heyecan verici yeni özelliklerin tanıtılmasından sonra fırladı.
Zoom
01

yükselme, havalanma

the act of rising upward into the air
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
02

hızlı yükseliş, ani artış

a rapid rise
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store