traffic
Pronunciation
/ˈtræfɪk/

"traffic"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Traffic
01

trafik

the coming and going of cars, airplanes, people, etc. in an area at a particular time
traffic definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
Örnekler
Pedestrian traffic around the mall was bustling on weekends.
Alışveriş merkezi etrafındaki yaya trafiği hafta sonları hareketliydi.
02

kaçakçılık, yasa dışı ticaret

the act of buying and selling goods, especially illicitly
Örnekler
Human traffic remains a serious concern worldwide.
İnsan kaçakçılığı dünya çapında ciddi bir endişe olmaya devam ediyor.
03

alışveriş, etkileşim

social or verbal interaction
Örnekler
The writer maintained a steady traffic with literary critics.
Yazar, edebiyat eleştirmenleriyle düzenli bir trafik sürdürdü.
04

trafik, akış

the amount of data, signals, or activity over a communication system in a given period
Örnekler
The IT team analyzed traffic patterns on the corporate network.
BT ekibi, kurumsal ağdaki trafik kalıplarını analiz etti.
to traffic
01

kaçakçılık yapmak

to illegally trade something
Transitive: to traffic something illegal | to traffic in something illegal
to traffic definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
traffic
3. tekil kişi
traffics
şimdiki zaman ortacı
trafficking
basit geçmiş zaman
trafficked
geçmiş zaman ortacı
trafficked
Örnekler
The police arrested him for trafficking in stolen electronics.
Polis onu çalıntı elektronik kaçakçılığı yapmaktan dolayı tutukladı.
02

ticaret yapmak, iş yapmak

to engage in trade, business, or dealings with someone
Intransitive: to traffic with sb/sth
Örnekler
The broker trafficked with investors to secure deals for the new project.
Aracı, yeni proje için anlaşmaları güvence altına almak için yatırımcılarla ticaret yaptı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store