to tickle
ti
ˈtɪ
ti
ckle
kəl
kēl
trickletackletinkle

"tickle"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to tickle
01

gıdıklamak

to lightly touch or stroke a sensitive part of the body, causing a tingling or laughing sensation 
Transitive: to tickle sb/sth
to tickle definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
tickle
3. tekil kişi
tickles
şimdiki zaman ortacı
tickling
basit geçmiş zaman
tickled
geçmiş zaman ortacı
tickled
Örnekler
The feather's soft touch was enough to tickle her, making her burst into laughter. 

Tüyün yumuşak dokunuşu onu gıdıklamak için yeterliydi, bu da onu kahkahalara boğdu.

02

gıdıklamak, gıcıklamak

to touch or move lightly with a gentle, often repetitive motion 
Transitive: to tickle sth
Örnekler
The brush of his fingertips tickled her skin as he traced patterns on her arm. 

Parmak uçlarının gıdıklaması, kolunda desenler çizerken tenini gıdıkladı.

03

gıdıklamak, hoş bir şekilde uyarmak

to stimulate or excite in a positive and enjoyable manner 
Transitive: to tickle someone's mind or senses
Örnekler
The music from the jazz band tickled my senses, making me want to dance. 

Caz grubunun müziği duyularımı gıdıkladı, beni dans etmek istetti.

Tickle
01

gıdıklama

the act of tickling 
tickle definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
02

gıdıklanma, karıncalanma

a cutaneous sensation often resulting from light stroking 
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store