to tickle
Pronunciation
/ˈtɪkəɫ/

"tickle"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to tickle
01

gıdıklamak

to lightly touch or stroke a sensitive part of the body, causing a tingling or laughing sensation
Transitive: to tickle sb/sth
to tickle definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
tickle
3. tekil kişi
tickles
şimdiki zaman ortacı
tickling
basit geçmiş zaman
tickled
geçmiş zaman ortacı
tickled
Örnekler
Trying to hold back laughter, he squirmed when his friend attempted to tickle his sides.
Kahkahasını tutmaya çalışırken, arkadaşı onun yanlarını gıdıklamaya çalıştığında kıvrandı.
02

gıdıklamak, gıcıklamak

to touch or move lightly with a gentle, often repetitive motion
Transitive: to tickle sth
Örnekler
Her brush tickled the canvas as she painted delicate strokes.
Fırçası, hassas dokunuşlar boyarken tuvali gıdıkladı.
03

gıdıklamak, hoş bir şekilde uyarmak

to stimulate or excite in a positive and enjoyable manner
Transitive: to tickle someone's mind or senses
Örnekler
The sight of the colorful fireworks tickled the child's imagination.
Renkli havai fişeklerin görüntüsü çocuğun hayal gücünü gıdıkladı.
Tickle
01

gıdıklama

the act of tickling
tickle definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
02

gıdıklanma, karıncalanma

a cutaneous sensation often resulting from light stroking
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store