Ara
to spurt
01
fışkırmak, püskürmek
to forcefully flow out in a sudden and strong stream
Intransitive
Örnekler
Oil spurted from the engine when the mechanic removed the faulty part.
Tamirci arızalı parçayı çıkardığında motordan yağ fışkırdı.
02
fırlamak, hızla hareket etmek
to move suddenly and quickly, often in a burst or surge
Intransitive: to spurt somewhere | to spurt to a direction
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
spurt
3. tekil kişi
spurts
şimdiki zaman ortacı
spurting
basit geçmiş zaman
spurted
geçmiş zaman ortacı
spurted
Örnekler
She spurted toward the door when she saw the bus approaching.
Otobüsün yaklaştığını görünce kapıya doğru fırladı.
Spurt
01
fışkırma, püskürme
the occurrence of a sudden discharge (as of liquid)
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
spurts
Leksikal Ağaç
spurting
spurt



























