to seek
Pronunciation
/ˈsik/

"seek"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to seek
01

aramak

to try to find a particular thing or person
Transitive: to seek sth
to seek definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzensiz
şimdiki zaman
seek
3. tekil kişi
seeks
şimdiki zaman ortacı
seeking
basit geçmiş zaman
sought
geçmiş zaman ortacı
sought
Örnekler
Right now, the search and rescue team is actively seeking survivors in the disaster area.
Şu anda, arama ve kurtarma ekibi afet bölgesinde aktif olarak hayatta kalanları arıyor.
02

kazanmaya çalışmak

to try to get or achieve something
Transitive: to seek something abstract
Örnekler
He sought peace of mind by meditating every morning.
Her sabah meditasyon yaparak zihin huzuru aradı.
03

yapmaya kalkışmak

to make an effort to achieve or obtain something
Transitive: to seek to do sth
Örnekler
She sought to reach the top of her profession by gaining experience.
O, deneyim kazanarak mesleğinin zirvesine ulaşmaya çalıştı.
04

sormak

to request for information
Transitive: to seek information
Örnekler
She sought an explanation of the rules before joining the competition.
Yarışmaya katılmadan önce kuralların açıklamasını aradı.
05

aramak, gitmek

to travel or go to a specific place
Transitive: to seek a place
old use
Örnekler
The volunteers sought the nearest shelter to deliver the supplies.
Gönüllüler, malzemeleri teslim etmek için en yakın barınağı aradılar.
Seek
01

arama, konumlandırma

the movement of a disk's read/write head to a specific data track
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
seeks
Örnekler
SSDs have negligible seek compared to mechanical drives.
SSD'lerin mekanik sürücülere kıyasla ihmal edilebilir bir arama süresi vardır.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store